29. Yaş


Kendime hediye olarak yazıyorum bu yazıyı..

Haziran'ın 29 unda 29. yaşıma basmış olmaktan mıdır, bilmem diğer yaş günlerimden farklı olduğunu hissettiğim bir doğum günü benim için.. 

Nasıl ki her bir gün öncekinden farklı ise her bir doğum günü de öncekilerden farklı oluyor.. Sanırım önemli olan arada ne gibi farklar olduğunu hissetmekten, görmekten geçiyor..

 Geçen bir yılın içerisine doluşmuş anılar ve yaşantılara şöyle bir bakıveriyor insan... nerede ne yaptığımdan ziyade nasıl yaptığımın daha çok ilgilendirdiği bir süreçteyim..

 28. yaşıma baktığımda, her ne kadar sıkışıklık, yoğunluk, kızgınlık, kaçma isteği görsemde bir o kadar da kendini daha fazla ifade eden, daha fazla kendi olan,sevgiyle dolan, kendine izin veren, sorgulayan, hislerine kulak veren bir Şeyda görüyor olmak beni mutlu ediyor.. 

Geçen yıldan kalmış halen yapmayı istediğim ufak tefek şeyler köşede halen beni bekliyor ve artık onları da hayata geçirmenin yılı olmasını umut ediyorum bugün.. 

 Her yaş günümde herkes gibi miladı yaşamak isteyenlerdenim belki de..Milad denen şey ise öyle durup dururken değil de biraz çabalayıp kazıyarak getirdiğinde daha kıymetli bana göre..

 28. yaşımda farkettiğim çıkardığım derslerden birini bugün kendi kendime söyledim, size de söyleyeyim..

Bir kere hayatta ne yapıyorsak aslında kendimize, kendi ruhumuza hedefli yapıyoruz.. Farkında olarak veya olmayarak.. 

Mesela diyelim ki birine yalan söyledin.. Kandırdın.. Neyi kurtarmak istiyorsan o an kurtardın.. Fakat gerçekte ruhunda bir yara açtın.. O yara senin o an bir yalancı olduğunu sana zaman zaman söyleyecek olan gizlendiği yerlerde zaman zaman kanayacak olan bir yara.. Ruhunda ömür boyu taşıyacağın bir yük.. 

..ve bir düşün eğer kendini gerçekten ama gerçekten tüm kalbinle seviyorsan böyle bir yükü taşımana izin verir miydin? 

Gördüğüm o ki, hayatta birbirimize yaptığımız her davranış kendimizi ne kadar sevdiğimizle yakından ilgili..

Bir diğer en çok yaşadığımız duygu öfke de aynı şekilde..

 Diğerine öfke veya en ileri seviye de nefret gibi duygular geliştiridiğinde, bir ağacın tohumu gibi o duyguyu sulayıp kalbinde büyütmüyor musun aslında?

Bu duygu kalbine inceden inceye kök salıpta artık daha kolay öfke, nefret gibi duygulara bürünmüyor musun? 

Ruhunda ve kalbinde taşıdığın bu yükle nereye, ne kadar gidebilirsin? Ve nefret duyduğun kişiye gerçekte bir etkin var mı? Yoksa tüm zararın kendine mi?

Bana göre, eğer kendimizi çok seviyorsak, yalancı, dolandırıcı, şiddet uygulayan, öfke duyan, nefret eden, dedi kodu yapan, hırsızlık yapan biri olmamıza göz yummadan durumu şefkat ve anlayışla ele alarak kendi içsel alanımızı bir gözden geçirir, kendimize dostça rehberlik ederiz..

 Böylelikle ruhu hafifletir, ruhumuzda sevgi, şefkat, anlayış için daha fazla yer açarız.. 

Aynı bir annenin çocuğunda görmeyi istediği gibi.. 

Ancak asla öfke duymak iyi değildir, öfke gibi duygular duymamalısın demiyorum.. 

Bu gibi duyguları yaşadığın her an bunu belki en zararsız yolla ifade etmeyi seçebilir ardından kendine anlayış ve şefkat gösterip öfkeni büyüterek nefrete dönüşmesine izin vermemekten bahsediyorum..

Bunu yoga ile birleştirdiğimde ise gördüğüm şey şu, 

Patanjali'nin yoganın 8 basamağında ahlak kuralları oluşturmasının bir nedeni de zihni rahatlatmak, böylelikle ruhun yükselmesine bir alan açmak bana göre..

Ancak yalan söylemek için binbir plan yapmayan bir zihin rahatlayabilir..

Ancak hırsızlık yapmak için türlü yollar aramayan bir zihin rahatlayabilir..

böylelikle daha az zihinde yaşayan daha çok kalpte olan, ruhunda daha az yaralar barındıran bir kişi ruhen olgunlaşmaya, yükselmeye de başlayabilir.. 

Kalpte beslediğimiz her duygu ruhen olgunlaşmamızda ya bir engel ya da bir yardımcı..

Her zaman için bir çıkış noktası var.. Kendini affedip, kendini sevgiyle kucaklamak.. Gelecek günlerde sana kötülük etmiş insanlara dahi şefkat penceresinden bakabilmeyi öğrenmek..

Suskunlar isimli kitapta hiç unutmadığım bir cümle der ki;

''Kimseye kötü deme, onlar aslında bilmeden iyilik yapan insanlardır.''


İşte 29. yaşımda kendime söylediklerim, hediyem bunlar oldu..

İyi ki doğdum..

Namaste
Şeyda




CONVERSATION

0 yorum:

Yukarı
Git