Gökyüzünden Yeryüzüne İçsel Bir Diyalog


Artık sıradanlaşıp sıkıcılaşması gerekirken, her seferinde olduğu gibi yine aynı gizli telaşın ve korkunun kucağında buluyorum kendimi..

Bodrum'dan İstanbul'a dönüyorum.. İş için gittim, ev için dönüyorum... Yolculuk etmekten dolayı bir şikayetim yok.. aksine yolculuklarda kendimle karşılaştığım için seviyorum bile.. şikayetim zihnimin oyunlarından..

Gelecekte yaşayan, korkuya kapılan, şimdiyi unutan, beni kaygılara boğan zihnimden şikayetim var..

Şu uçak bütün teknolojisiyle kalkarken türlü şeyler düşünmeyi nasılda beceriyorum.. Neymiş Bodrum yüksekleri falan farklı bir hava akımı zorlu bir uçuş olabilirmiş..

Var mı şu an öyle bir şey? diye soruyorum..

Cevap yok..

Olmayan şeyleri düşünerek yolladığı sinyalleri de ciddiye alıp heyecanlanan kalbim bu oyuna hep geliyor..

İyi peki diyorum.. Gözlerimi kapatıp koltuğun en rahat kısmı, arkasına yaslanıyorum...

Yerde eksik olan nedir? diye bir soru beliriyor içimde..

Meditasyon diye bir cevap geliyor.. Zaman zaman erteledeğin meditasyon varya o eksik işte diyor..

Başka?

Yazmadığın yazılar..

Başka?

Uyanmadığın sabahlar..

Başka?

Yazmadığın kitap..

Başka?

Okumadığın kitaplar..

Başka?

Görmediğin yerler..

Başka?

Orası..

Orası neresi?

O birlik, teklik hali olan yer..

O herkesi sevdiğin, kendini bildiğin, O'nu bildiğin yer..

O ikilik zihninden, iyiden ve kötüden, gelecek ve geçmişten kurtulduğun yer..

Oraya varabilmek için yeryüzündeki hayatının % kaçını harcıyorsun derken bir yanım..

uçak türbülansa giriyor..

Burnumun dibinde yemek servisi bitiveriyor..

Biraz topraklanmak istercesine ikramları yerken bu konuşmaya mola veriyorum..

Yolculukta hava elementi arttığından olsa gerek bedenimi ağırlaştırıp topraklanma ihtiyacım da artıyor.. İştahım feci açılıyor.. Uçaktan önce kahvaltı, uçakta kahvaltı, uçaktan sonra yine kahvaltı yapabiliyorum..Neyseki normal bir günde yapmayacağım şey..

İkramları yerken uçak yine türbülansa giriyor, şimdi daha kayıtsız ve umursamazım..

Business classla aramızdaki perde, bana ulaşmaya çalıştığım birlik duygusuyla aramdaki perdeyi anımsatıyor.. Perdeyi açmak için yeterince mücadele vermediğimi, hayallerim için yeterince çaba sarfetmediğimi ve gökyüzünde duyumsadığım bu korkunun yeryüzündeki tamamlanmamış hayallerimin bir göstergesi olduğunu farkediyorum..

Uçak ışıklarını kapatıyor yeryüzündeki hayatlara doğru süzülürken..

Defterimi şimdi zar zor görüyorum.. Böylede keyifliymiş yazmak.. kemer ikaz işaretlerinin zayıflayan ışıklarının altında, yazılar defterimde kendiliğinden doğuyormuş gibi akıyor..

Yeryüzü göründü... Ipışıl hayat dolu bir İstanbul var aşağıda.. Yan koltuktaki bebek ise çığlık çığlığa ağlıyor..

Ve işte yere konuyoruz o perdeyi aralamak üzere...

CONVERSATION

1 yorum:

Hayal Kahvem dedi ki...

Tatlı bir yazı. Gülümseme geçiren cinsten:)

Haydi bakalım... Şimdi de yeryüzünden gökyüzüne içsel bir diyaloğunuz var mı acaba diye merak ettim:)

Yukarı
Git