Korkunu Sev



Geçtiğini sandığımız çoğu şey ilgili olay tekrar edinceye dek bir köşede sessizce saklı kalmış olabilir. Bunu geçtiğini sandığım uçuş korkumun son kullandığım uçağın girdiği minik türbülanslarda tekrar etmesi ile fark ettim. Meğer geçmemiş. Korkum hala ilk günkü kadar tazeymiş. 

Bundan yaklaşık 5 yıl önce şu an çalışmakta olduğum işimi bol uçak seyahati var diye kabul etmiştim. İş verene söylemeyi atladığım uçuş korkumla daha fazla yüzleşmek ve onu alt etmek niyetindeydim. Bu korku yüzünden 15 saat otobüs yolculuklarına katlanmayı tercih ettiğim bir dönem olsa da içimde bir taraf şifalanmak istiyordu. Onu dinledim ve işi kabul ettim. 5 yıl içerisinde defalarca kez uçağa bindim. Her seferinde aynı korku benimle aynı koltuğu paylaştı durdu. Ve ben her seferinde kendimi yatıştıracak başka başka teknikler geliştirdim. Hayatımda olan yogadan teknikler denedim. Nefes egzersizleri, meditasyon, kendimi bir eşya gibi nesneleştirme tekniği- çünkü eşyaların korkusu olmaz düşüncesi ile - bir tanıdıktan duyduğum korku esnasında bedeni kaskatı sıkma tekniği , dua, müzik dinleme veya yazma ile dikkat dağıtma vs. vs. ve daha aklıma gelmeyen başka şeyler. Neyse ki hiç birinde ilaç kullanmaya baş vurmadım. O da bir yöntem. Ancak ilaçla ya da kendini uyuşturarak gerçekte yol alınmadığını aksine kişisel gücü daha da zayıflatıp insanın kendine ve gerçekliğe tahammülünün azaldığını düşünüyorum. Yoksa gerçekten bir sakinleştirici alıp yol boyunca gülümseyerek veya uyuyarak yol almak çok kolaydı. Tüm bu teknikler içinde ne kadar yol aldım diye sorarsanız , uçağa binebilecek kadar derim. Fakat son 3 gün önce yaşadığım uçuş deneyimi diğerlerinden farklıydı. 1 saatlik bir yolculukta duygudan duyguya geçiş yaptım diyebilirim.

 Berivan'ın Yin yoga hocalık eğitiminin inzivası bitmiş Edremit'ten İstanbul'a dönüyorduk. Edremit'in rüzgarlı hava koşullarının uçağı nasıl salladığını daha önceden biliyor bu nedenle tekrar olur mu diye düşünmeden edemiyordum. İnziva sırasında kendi kendime dans ettiğim bir gecede minik bir trans hali yaşamış ve ölümle yaşam arasındaki ince çizgide dolanır hissetmiş, dünyevi pek çok şeyin ruha ulaşmada engel taşıyabileceğini yeni idrak etmiştim. Uçağa binmeden önce, bu transın korkumu geçirmiş olabileceğini umuyor bu seferde korkum hortlarsa diye korkuyordum :) Kendimi çok da şaşırtmadan uçak havalandıktan sonra girdiği minik türbülans içinde korkum yine hortladı. Havada sallandığımız sarsıldığımız süre boyunca yer yüzüne ne kadar ihtiyaç duyduğumu, Eylül ayında yine uçakla gideceğim Edremit'e acaba arabayla mı gitsem diye düşünmeye başladım. Kendimi, ''korkma bu sadece bir rüzgar ve uçağı sallaması çok normal'' diye teskin etmeye çalıştım. Echart Tolle'un Şimdinin Gücünden gelen ''Şimdide bir problem var mı?'' sorusunu sordum, ''yok'' diye yanıt aldım ama korkum hala oradaydı. İpod'u takıp müzikle dikkatimi dağıtmayı denedim. Fakat ne var ki 5 yıldır onca uçak yolculuğunu boşuna yapmışım gibi korkum karşımda dimdik duruyordu. Çaresizdim. Gerçekten bu korkudan hem sıkılmış hem de yorulmuş bir haldeydim ve ne yaparsam yapayım geçmek gitmek bilmiyordu. Ve bu şekilde kendimi hırpalamaya devam ederken birden içimden bir ses ''korkunu sev'' dedi. Bu daha önce hiç düşünmediğim bir şeydi ve bir süre bu düşünceyle öylece kaldım. Korkum alan istiyor olabilir miydi? Sadece olduğu gibi yaşanmak istiyor olabilir miydi? Bense onu yıllarca çeşitli tekniklerle bastırmaya çalışmıştım. Bir anda içimde bir ferahlama oldu. Bu korku dolu halimi sevip kucaklayabilir miydim? Evet yapabilirdim. Kendimi ve korkumu tam da bu haliyle hiç değiştirmeye çalışmadan sevebilirdim. Mükemmel bir sevgi ilk başta olmaya bilirdi ama en azından deneyebilirdim. Bu uçak karaya indiğinde ''oh be'' demeye gerek kalmayacak bir sevgi duyabilirdim. Havada sarsıntı içindeki Şeyda'nın halini gerçekten anlayan kabul eden bir sevgi. Ben bunları düşünürken uçak havada tekrar sallanmaya başladı, ve bedenimin verdiği bütün tepkileri, avuç içlerimin terlemesini, kalbimin çarpmasını yaşamasına izin verdim. Korku içimde güçlü bir fırtına gibi dolandı. Yatıştırmaya çalışmadım. Dışarıya bir tepki vermeden onu sadece izledim ve alan açtım. İstediği kadar esti gürledi. Yadırgamadım. Ancak şuna çok dikkat etmeye çalışıyorum.. Kendi kendimi kandırıyor muyum? Bu kendime açıkça söylemeden korkumu alt etmek için uydurduğum yeni bir teknik mi? Bence bu kısım çok önemli. İnsan bundan nasıl emin olabilir? Sanırım daha çok deneyimledikçe ve kendini gözlemledikçe. Şimdilik deneyimime göre korkuma alan açtığım için mutluyum. Korkum halen benimle ve istediği kadar kalabilir. Hatta o beni ben yapan özelliklerimden biri. Diğer duygulardan bir farkı yok mesela sevmek gibi. Sevmeyi çok severiz, kabul ederiz ama nedense korkudan hep uzak dururuz, adı kötüye çıkmıştır kimse yaşamak istemez. Neden? Neden sevgiden, heyecandan kalbin çarparken korkudan da çarpmasın? Neden hayatımızda korkununda diğer her duygu kadar yeri olmasın? Evet biliyorum psikolojide iyi bir ün sahibi değildir korku ve derler ki korku öğrenilmiş bir duygudur. Olsun ne fark eder? Öğrenilmiş veya değil. Sonuçta benimle olan taşıdığım bir duygu mu değil mi? Eminim bana öğretecek çok şeyi var. Sevgi yatağımda ona da bir yer var. Diğer duygularımla sarılıp koyun koyuna uyuyabilir. İstediği zaman kalkıp bağırabilir. Her zamankilerden bir farkı yok artık benim için. Böylesi daha içime siniyor. Korkumu bağrıma basmak kalbimi rahatlatıyor. Yıllardır kötü muamele görmüş bir çocuğumu yeni farketmişim gibi. 

Sonuç olarak bir sonuç yok. Uçak yolculuklarımı şu an seviyorum. Yarın ne olur bilemem bu yüzden şu an kelimesini tercih ediyorum. İnsan doğası çok değişken ve bunu bilmek ''artık'' kelimesinden beni uzaklaştırıyor. Eylül ayında ve sonraki gitmek istediğim tüm yerlere şu an uçakla gitmeyi istiyorum. Korkum olacak biliyorum olmasını da seviyorum. Çünkü o hem yaşadığımın bir göstergesi hem de en derinlerimden bana bir işaret ve aynı zamanda diğer her duygum gibi yaşanmak isteyen bir yanım. Bavulumda ona da yer açıp dünyayı gezmeye niyet ediyorum. Bunları yazmaya çok güçlü bir istek duydum belkide birilerine faydası olacaktır, bilemiyorum. 

Diyeceğim o ki sevmediğiniz bir duygunuz mu var ? Kin, öfke, nefret, korku ?? Onları sevin. Onlar tam da şu anki halinize ait his ve duygular. Bastırmak için çaba harcamayın çünkü bu durumun aynı bir kova suya maşrapayı dikine bastırmaya çalışmak kadar nafile olduğunu gördüm. Onlara bedeninizde ve hayatınızda alan açın yaşansınlar, çünkü ancak yaşanırlarsa olması gerekene dönüşebilirler. 

Namaste

CONVERSATION

0 yorum:

Yukarı
Git