Tutunduğum Dünya'nın Parçalanması Üzerine


Heralde hayatımda girdiğim en umutsuz yeni yıldır 2017.. Etrafımda patlayan bombalar, katliamlar, bildiğim güvenlik duygusunun sarsılması, ailemde yaşanan parçalanmalar, arkadaşlarımın hayatlarındaki yıkımlar, ölümler ve hastalıklar..Şu an etrafım tam olarak böyle bir yaşamla çevrili.. Ve bu haldeyken sabahları uyanma isteğimin olmamasına şaşırmıyorum şu an.. o bildiğim anne karnını hatırlatan sıcak yorganın verdiği güven duygusu içinde kalmak iyi geliyor bu ara.. Biraz depresif bir yazı olabilir bu.. gerçeklerimi yazmak istedim.. Bunca şeyin içinde beni en çok sarsan sanırım ailemin içindeki parçalanma, bilinen umudun sönmesi oldu.. Oh artık rahatladık her şey yoluna girdi dediğimiz bir zamanda tekrar başa dönmek, altımdaki zemini sarsar köklerimi zorlar oldu.. Tüm bunların içinden çıkabilecek neler yapıyorum da hala burada bunları yazabiliyorum.. Biraz belki size de iyi gelir, biraz da içimi dökesim olduğundan yazayım dedim.. 

Bugün 2017'nin ilk toplu yoga dersine girdim.. 7 yıldır gittiğim Cihangir Yoga'da sevgili hocam Zeyneb Uras'ın dersine.. Ev pratiğimin yeri ayrı olsa da, topluluk dersleri de benim için çok özel ve bu ara toplulukla yoga yapmaya ne kadar çok ihtiyaç duyduğumu hissederek gittim derse.. Dersin başında buluştuğum niyetimden şöyle bir şey çıktı.. Tüm bu her şey iyi olsun diyen halimi bırakıyorum.. Bu ülke iyi olsun, herkes iyi olsun, terör olmasın, ölümler olmasın diyen halimi, ailem iyi olsun, herkes mutlu olsun diye çırpınan halimi bırakıyorum.. Bu olayları iyi ve kötü diye ayırmayı ve iyiyi seçmeyi bırakıyorum.. Bu iyilik halinin yolunu özleyen, gözleyen bu hali bulamayınca yerin dibine giren Ben'i bırakıyorum.. Bu dünyada görüyorum ki herkese, her şeye bir yer var.. Bir sofrada duran sevimli kaşık kadar sivri bıçağa da yer var.. Bu dünyada aslında gündelik zihinle göremediğimiz, hepimizi kabul eden bir yüce varlık var.. Ve herkes nasılsa öyle kabul.. Kabul etmeyen ise Ben dediğimiz kişilik halimiz.. Değiştirmeye çalışan..Kendi doğrularını direten Ben.. Bu Ben öyle büyük bir yerde görüyor ki kendini şimdi anlıyorum.. Yazdıkça daha da iyi anlıyorum.. Mesela bir hiç uğruna bir bombayla durduk yere ölemeyecek kadar yüce hissediyor kendini.. Ölecekse eğer bir amacı olmalı, dünyada çok iş yapıp gitmiş olmalı, ölümüne hazırlanıyor olmalı, bayağı bir yaş almış olmalı gibi istekleri var.. Bir an da yok olabileceğini düşünmek onu inanılmaz panikletiyor.. Ben bir hiç uğruna ölemem diyor.. Ben'im canım o kadar kıymetli.. O kadar başka.. Sanki dünyanın hiç bir yerinde güvensizlik, her an ölme ihtimali yokmuş gibi bu ülkede yaşamaktan korkuyor.. Güvenlik ihtiyacı hat safhaya çıkıyor.. Sanki ailesi daima hayatta ve sağlıklı olacakmış gibi onların sağlıklı hallerine tutunuyor.. Değişime, acıya izin vermiyor.. 

Bu halimi bırakıyorum.. Bugün yoga yaptığım matın üzerine bırakıyorum onu.. Savasana'da bırakıyorum. Bir ceset olarak bu halimi..Ve Savasana'dan bu halimi bırakmış bir Şeyda olarak çıkıyorum.. Annem arıyor sonra ağlayarak çok kötüyüm diye.. Merkezimde kalarak ona yardım etmeye çalışıyorum.. İyi olmadığı için kendimi derde kedere sokmadan.. Elimden ne gelir diye bakıyorum.. Ve evet ok gündelik zihnime göre ailem şu an kötü halde, ülke şu an kötü halde, ancak bunun ardındaki yüce amacı asla bilmiyorum.. Zihnimin getirdiği her neden kendini rahatlatmak üzerine oluyor.. Bu bundandır şu şundandır diyemiyorum.. Bu hal aslında çaresizlikte değil sadece bırakmak.. O yanıp tutuşan, bir an önce işleri yoluna koymaya çabalayan, sonunda iyi bir meyve bekleyen halimi bırakmak.. Ancak önümdeki işlerin yine en iyisini yapamaya çalışmaya da devam etmek.. Ülke düzelsin, ailem düzelsin diye değil.. Sadece olması gereken şu an ne yapmam gerekiyorsa o olduğu için.. Olması gerekenin olmasına bir araç olduğum için.. Buradan baktığımda başka bir yere girdiğimi fark ediyorum.. Gündelik zihinden çıktığımı ve yüce planda sadece ve sadece deneyim olduğunu görüyorum.. Deneyim.. Olan her şey bir deneyim.. İyi veya kötü olsun diye değil.. Olsun diye sadece.. Deneyim olsun. Koşulsuz kabulde deneyime bir alan var... Niyet her ne olursa olsun.. 

Bir de ihtiyaçlar var.. Özellikle Şiddetsiz İletişim eğitimi ile hayatıma giren ihtiyaçlar dünyası.. Katil diye etiketlediğim bir kişinin de yaptığı eylemin ardında bir ihtiyaç var aslında.. Nasıl bir ihtiyaç olabilir lanet olsun ona demeden önce, bir durup bakmak istiyor kalbim.. Ne ihtiyacı var? İnandığı dinin sürdürülmesine olan güven ihtiyacı mı? Sesini duyurma, görülme ihtiyacı mı? Bir ihtiyaç var orda duyulmayı bekleyen. Bu ihtiyacı gidermek için seçilen yol ise strateji ve pek tercih etmediğimiz bir strateji, karşı tarafa zarar veren türden.. Ancak bu terör işlerini gerçekleştiren  kişi ve kişiler  ile fiziksel bir ihtiyaç bağlantısı kuramayacağımızdan, kendi ihtiyaçlarıma çeviriyorum kendimi.. Benim de güvenlik ihtiyacım var.. Öyleyse bu günlerde kendime biraz daha şefkat duyarak sevdiğim, güvende bulduğum ortamlarda tutmaya çalışıyorum kendimi.. Özellikle bir de topluluk ihtiyacım da var.. Kendimi eve kapadığımda da olmuyor çünkü.. Güven duyduğum topluluklara girerek gideriyorum bu ihtiyacımı.. Ve gerçekten güvende bulmadığım yerlere gitmemeyi tercih ediyorum şu sıra.. Çünkü nasıl ki fiziksel bir yaramız olduğunda onu korumaya alıyoruz, yara bandı falan sarmalıyoruz aynı şekilde duygusal yaraları da bir süre aynı şekilde sarmalamak gerekiyor.. İyileşip yeniden açılabilmesi için.. Bir de kendi duygusal halimi daha da travmaya sokmamak için olayları irdelemeyi, olaylar hakkındaki haberleri okumayı, yorumları falan bırakıyorum bir kenara.. Gerçekten ne olduğunu asla bilemem çünkü.. Tüm okuduklarımda anlamlandırma, bilme isteğimi doyurmaktan öteye gitmiyor.. ve bu istek zaten hiç doymuyor.. Gerçekte hiç bir şey bilmiyoruz aslında.. Sadece olan var... 

Bu gibi zamanlar için güzel bir kitap var tavsiye ederim.. Pema Chödrön'ün ''Her Şey Darmadağın Olduğunda''.. Orada Pema diyor ki '' Hayat böyledir. Hiçbir şey bilmeyiz. Bir şeye kötü deriz; bir şeye iyi deriz. Fakat gerçekte bilmiyoruzdur.''

Bu cümleler beni öyle rahatlatıyor ki okudukça gevşiyorum.. Bilmiyoruz.. Bu teknik anlamda bilmemek değil.. Nedensellik anlamında bilmemek.. Yüce plan anlamında bilmemek.. Gelecekte olacaklar anlamında bilmemek.. Ve Eckhart Tolle'un güzel sözü geldi aklıma.. ''Siz geleceğin altından kalkamazsınız.'' diyor. Ne kadar da doğru ve yerinde bir söz. Gelecek tam bir bilinmezlik ve hayatta kalanlar olarak çoğu acı ve ızdırabımız bu yüzden değil mi? Gelecekte olabilecek karanlık senaryoların tahmini içinde kalmaktan değil mi? Ya da geleceğe umutla bakıpta tutmadığında duyduğumuz yıkımdan değil mi? 

Yine bir derin nefes alıp bırakıyorum.. 

Umuda tutunmayı bırakıyorum.. Umutsuzluğa tutunmayı bırakıyorum.. Olana bakıyorum.. Olan var ve ben bununla ne yapabilirim? Buradan ne alabilirim ne verebilirim? Bu olandan sonra cebimde neler olacak? Ve bu olana verdiğim tepki ne? Ben Kimim? Benim kimliğim nasıl bir kişilik içinde? Nasıl bir otomatik tepkiler eğiliminde? Benim zihnim ne düşünme eğiliminde? Hemen panik mi oluyor? Hemen öfke mi kusuyor? Hemen lanetler mi okuyor? Olabilir .. Ok.. Bu halime de ok.. Bu da varoluşumun bir deneyimi.. Biz bu halde kalmayı seçtiğimiz seçtiğimizin farkında olduğumuz sürece sorun yok.. Ha olur da sıkılırsak artık bu halin işe yaramadığını fark edersek bırakma seçeneğimiz olduğunu da bilin.. Dışarıda suçlu yok.. İçeride ihtiyacı giderilmemiş bir Ben var.. 

Tüm bunların üzerine şöyle bir yere geliyorum.. Yaşamım üzerinde de bir hak iddia edemez oluyorum.. Ne kadar istenirse o kadar buradayım.. Burada hak iddia edemiyorum.. Yüce varlık, Allah, Tanrı, Evren, Enerji her ne ise herkes için O, ne kadar isterse o kadar... Sevdiklerim ve sevmediklerim içinde aynısı geçerli.. Ben sevsem de sevmesem de olan bu.. Bunu kabul ediyorum.. Ve daha fazla irdelemekte istemiyorum.. Bu kabulun içinde gevşeyebiliyorum..

Yazımı toparlayacak olursam bir kaç nacizane şey var;

1- Hayatta iyi ve kötü herkese göre göreceli. Bu yüzden de iyi ve kötü diye adlandırmanın bir faydası da yok. Hayat, evren, olayları deneyim olarak herkese bir koşulsuz kabulle izin veriyor. Benim acı çeken halim olayları iyi ve kötü diye ayırmaktan, iyi beklentisine yapışmaktan geliyor. Bunun benim için bir seçenek olduğunu görmek, başka türlü bakabilmeyi de bir seçenek olarak sunuyor. İyi olsun beklentimi bırakıp kendimi deneyime açıyorum.

2- Dışarıda suçlu yok, içeride ihtiyaç var. Karşımdakinin, dünyada kötü diye etiketlediklerimin ihtiyaçlarına bakıyorum. Her eylemin altında insani bir ihtiyaç yatıyor der Marshall Rosenberg, Gerçekten bakabilir miyim karşımda kötü dediğim kişinin ihtiyacı ne? Buna bakmaya cesaret edebildikçe kalbim devreye giriyor ve o kişiye üzülüyorum hatta keşke yardım edebilsem diyorum. Buradan da kendi ihtiyaçlarıma bakıyorum. Onları gidermeye çalışıyorum. Ve anlıyorum ki taktığım her etiket kolaya kaçma, çaresizliği örtbas etmeye, ve ihtiyaçlarıma, duygularıma, kimliğime bakmaya duyduğum güvenlisizliği kapatmaya yarıyor. Etiket bas geç ne kadar kolay değil mi? Katil de, ağdi de, hırsız de geç.. Elinden geleni yaptın hissi vermiyor mu? Bu halimi bırakıyorum.

3-Bu güne dek öğrendiğim, cebimde olan araçlarımı bugün kullanmayacaksam ne zaman kulllanıcam? 7 yıldır yoga pratiği içindeyim. Ve bugün her zamankinden daha çok uyguluyorum. Hem matın üstünde hem de hayatın içinde.. Yoga asana çalışması yoganın sadece bir dalı.. Hayatın için de de daha pek çok öğretisi 7 basamağı daha var.. Bu öğretiden hayata bakmaya daha çok bunu pratik etmeye fırsat olarak görüyorum olanları..Bilinmezin içinde gevşeme yeteneğimi geliştirmeye çalışıyorum..

4- İyi ve kötünün ötesindeki yeri, büyük resmi görmeye çalışıyorum.. Bana hizmet etmeyen eski bakışımdan, kişiliğimden sıyrılmaya çalışıyorum..Çünkü bana daha çok yardımı var böylesinin.. Ve her bakış açısı sadece kişinin kendine zarar veya fayda sunar.. 

Hayat güzel veya kötü değil.. Hayat hayattır sadece.. 

Bana göre...

Ve herkesin kendi hikayesi var.. Bu yazdıklarım benim yolculuğum.. Seninkisi çok başka olabilir.. Hikayen seni başka türlü bakmaya yönlendirmiş olabilir.. Bu da ok.. Hayatın sende oluş biçimi budur. sadece... İyi değil kötü de değil.. Tanımlardan öte bir yer sadece olan bu..  

Namaste..

CONVERSATION

2 yorum:

Seldatimur dedi ki...

Super iyi hissettim bir cok cevap buldum tesekkurler Seyda

özlem kutlu dedi ki...

ne güzel yazmışsınız, teşekkürler

Yukarı
Git