İnsan Olmana İzin Ver



Az Seçilen Yol isimli kitabın ilk sayfasında Dr. Scott Peck ''Hayat zordur.'' diye başlar. Daha ilk cümlede insan kendini anlaşılmış hisseder. Rahatlar ve okumaya devam eder. Burada beni anlayan duyan birisi var diye. Pazar günü sarkıttığım kahvaltı ardından çayımı içerken aklımdan geçenler bunlar. Hayat zor. İnsan olmak zor. Eskiden şöyle laflar ederdim '' Hayat aslında çok kolay biz insanlar zorlaştırıyoruz.'' Bu cümle kendi kendisini yok ediyor aslında. Biz olmadığımız sürece bir hayat var mı ki? 

İnsanın içi katman katman. Bir soğan gibi, bir zarı bir dilimi kaldırdıkça altından başka bir dilim çıkıyor. Çekirdeğe ulaşana dek bu katmanlar sanki sonsuz kalınlıktalar. Hayır hayır bu bir karamsarlık yazısı değil aslında çok samimi bir yerden yazıyorum. Ne iyi ne kötü. Olduğu gibi sadece. 

Uzun süredir yoga, meditasyon uyguluyorum. Görüyorum ki hayat hala zor. Bazen başladığım yere geri dönüyorum. Hiç yol aldım mı diye merak ediyorum. Sonra farkediyorum ki hem kendimden hem de çevremin benden beklentisi yükseklerde. Ve sırtımda ağır bir yükle bu yolu yürümeye çalışıyorum. İlahi bir insan gibi olma yüküyle. İlahi bir insanın tanımı da var tabii, o sinirlenmez, o kimseye kızmaz, o şefkat ve sevgi doludur, o çevresine neşe ve mutluluk saçar, o kıskanmaz, o , o , o mükemmeldir. Bu tanımların hiç biri bir insan değildir bunu anladım. Hiç kimse yoktur ki uzuuuun yıllardır hiç öfkelenmemiş, hiç kıskanmamış olsun. Bunların belki sıklığı az olanlarımız vardır, ki elbette yoga ve meditasyonla gelen gevşeme ve barış haliyle insanda güzel duyguların süresi artıyor. Ama gerçek şu ki tetiklerimiz orada bekliyor. Biri oraya dokunana dek o tetik orada uykuda. Sonra bir şey oluyor, canın yanıyor, tetikleniyorsun ve uykudaki öfken uyanıyor. Öfkenin dili ağır, dikenli, kızgın. Fakat öfke bu güne bugün her birimize çok büyük bir ihtiyacı haber vermek için var. Öfken sana bir şey söylüyor. Burada karşılanmayan bir ihtiyacın var bunu acilen karşılaman gerek diyor. O ihtiyaç ise her birimize göre değişiyor. Duruma ve kişiye göre, baskın olan en değerli ihtiyacın ne ise o karşılanmadığında büyük bir öfke uyanıyor. Bu belki, güven ihtiyacı, belki hakikilik , belki sevgi belki de duygusal güvence veya sürdürülebilirlik olabilir. Bu ihtiyaç ortak ve başka bir kişiye de bağlı olabilir ve onu tek başına karşılayamıyor da olabilirsin. Her ne olursa olsun, bir insan yoga veya meditasyon yapıyor diye ihtiyaçlarından özgürleşmiş bir insan olmaktan çıkmıyor. Bu bedenin insan olmanın halen ihtiyaçları var. O halen bu yolda, düşe kalka ilerlemeye çalışan herkes gibi birisi. Elbette hayatına bir takım kolaylıklar geliyor, ve farkındalıkları oluyor. Ama o halen bir insan ve öfke, kıskançlık, korkmak, nefret onun için sevgi,kabul,şefkat, mutluluk kadar doğal. Tüm bu duygular zaten birbirinin zıddı. Biri varsa tersi de var oluyor. 

E peki o zaman bu yolda olanlar olarak derdimiz ne bizim? Madem bu öfkeler devam edecekse. Kendi adıma derdim şu, öfkemle kalabilmek. Onunla kalıp ona bakıp onunla oturabilmek. Etrafa ateş püskürtmeden önce bunu yapabilmek. Belki o zaman oturup ihtiyacımı görüp daha barışçıl bir yerden bunu ifade etme şansım olabilir. Öfkem ise hiç bir yere gitmeyecek ve asla kendimden öfkesiz biri olma ütopyasını beklemiyorum. Öfkem benim habercim. Onu siyah bir güvercine benzetebilirsiniz. Bir güvercin siyah olduğu için beyaz olandan daha değersiz değildir. İkisi de aynı değerdedir. Fakat bizler beyaz güvercine barış anlamı yüklediğimiz sürece siyah güvercinler talihsiz kalmaya devam edecektir. 

İnsanı insan yapan tüm duygular doğal ve normaldir. Bir kişi yogayla veya başka bir gelişim yoluyla ilgileniyor diye bunları yapmayan birinden daha fazla ilahi değildir. Hepimizin geçmişinden getirdiği hikayeler farklı. Ve bu hikayeler o soğan katmanlarını oluşturuyor. Bu katmanlara inebilmek için gayret ve cesarete ihtiyacımız var, yüklere değil. Yani dünyaya daha olgun, daha büyümüş, daha bilge bir kişilik yansıtma yüküyle bu katmanlara inip bakamayız. Neysek o kişiyi yansıtabilmekte cesaret ve gayret gerektiriyor olabilir. Sen kendin olabildiğinde dünyanın vereceği cevabı göğüsleyebiliyor musun? Belki evet alacağın tepkiler iyi olmayacak, belki hayat biraz zorlaşacak ama bu kendin olmayan bilge bir kandırmacayı yansıtmaktan çok daha iyidir. 

Yazdım ama yinede bunlar benim fikirlerim. İnsana ait her fikir her felsefe eksiktir der Paul Grilley. Siz yinede bunları kendi doğrunuz haline getirmeyin. Sizin dünyanızda bunlar nasıl bir bakın. Araştırmaya düşünmeye değer konular.

Hayat zordur. Hayat güzeldir.

İnsan olmamıza izin verelim.

İyi pazarlar.

CONVERSATION

0 yorum:

Yukarı
Git