Godfrey Devereux ile Geçen 2 Gün - 1.Gün



Yazılmayacak gibi değil benim için. Her eğitim her hoca bende böylesi derin bir iz bırakmıyor. Şanslı hissediyorum ve zamanı gelmiş demekki. Yıllardır Türkiye'ye gelir gider Godfrey ve her seferinde bu sefer gideceğim diye niyet eder gidemezdim. Hep bir şey çıkmıştı, bir şehir dışı seyahati veya olmam gereken bir program. Bu sene neredeyse her şey denk geldi. Neredeyse 5-6 yıllık bir beklemenin ardından, onun bu sene de buraya geleceğini ümid ederek olana bırakmıştım. Ve tekrar geldi. Sonradan öğrendim ki, başka türlüsü olsa zaten her sene gelmezdi, burayı, Türkiye'yi özellikle İstanbul'u çok seviyormuş. Ne büyük şans bizim için. Gerçekten. Neyse benim eğitime katılabilmem için her şey denk geldi. Geçtiğimiz haftasonum boştu, işim gücüm yoktu. Hemen yazıldım. Ancak işim gücüm olmamasına rağmen hayatımda bayağı bir karışıklık yaşadığım bir dönemdeyim. Büyük bir kararın eşiğine gelip gelip geri dönüyorum. Kafam hep bir arafta. Ne yapmalı, nasıl yapmalı derken uzun zamandır ertelediğim Godfrey'nin benim için artık beklenecek bir yanı kalmamıştı. Ne olursa olsun gidecektim. 

Bu yoga konularında çevremde duyduğum şey; bu eğitimleri daha nereye kadar alacaksın oluyor. Aslında en başta öğrenmek için gittiğim eğitimler artık o hocanın enerjisiyle aynı alanda kalmak için olmaya başladı. Bu nedenle de bir seçicilik hali geldi. Godfrey'de aslında benim için hem biraz bilgisinin derinliğini hem de enerjisini çok merak ettiğim bir hocaydı. Nefess Yoga'da geçireceğimiz 2 gün boyunca, Bandhalar, Somatik Meditasyon, Dinamik Yoga ve Öz Araştırma olmak üzere 4 konu vardı. Hepsine de yazıldım. Şimdi biraz bu dört konudan kendi deneyimlerim aracılığıyla bahsedeceğim.

İlk günün ilk konusu bandalardı. Bu konuda Türkçe'ye yeni çevrilmiş kitabı Pingala Yayınevi'nden Bandalar Hakkında Küçük Bir Kitap olarak yayımlandı. İsteyenler halen alıp okuyabilir. Bandaları anlatacağı gün sabah Şişli'deki evimden çıkmadan önce vapurda yemek üzere yanıma tavada suyla pişirdiğim müsli alıp çıkmış, vapurda denize baka baka yemiş ve Moda'ya keyifler için varmıştım ki dersin başlamasına bir 10 dk kala karnımda kramplar yaşamaya midem bulanmaya ve betim benzim atmaya başladı. Eyvah derse katılamayacak mıyım diye bir panik olmaya başladım. Derken Godfrey geldi ve dersi bandalar hakkında yaptığı bir konuşmayla açtı. Karnımda kramplar devam ederken kulağımda kalanlar şunlardı; bandalar bir yoga çalışması içerisinde kasıtlı olarak yaptığımız bir şey değildir. Yani onları oluşturmak için karnımızı, veya kalçamızı sıkarak bedende banda denen kilitleri yapay bir şekilde oluşturmaya çalışırsak aslında yoganın yapmaya çalıştığı bedeni gevşeten halinden uzaklaşır ve kaç savaş modumuzu harekete geçiren sempatik sinir sistemini aktive ederiz. Bandalar, bedenin yoga duruşları içerisinde uzama ve genişlemesiyle beraber kendiliğinden oluşturduğu, bedeni canlandıran kas faaliyetleridir. Bir pozu doğru açıklıkla, doğru genişlemeyle, doğru kasılmalarla yaptığınızda bu zaten kendiliğinden olur. Ve sanıldığı ya da popüler olduğu gibi yalnızca 3 tane banda değil bundan fazlası mevcuttur. Bu bandalar, Mulabanda (karnın içinde), Udiyanabanda (göğüs kafesinde), Jalandarabanda (boğazda), Hastabanda (ellerde ve kollarda) , Padabanda (ayaklarda ve bacaklarda), Sarvangabanda (bedenin tamamında) gerçekleşen bandalardır. Ayrıca kafatası ve beyinde de banda gerçekleştiğini anlattı. Onu dinlerken titremeye başlamıştım çünkü bağırsaklarım git gide kötü bir duruma gelmeye başlamıştı. Derken Godfrey bandaları bulmak üzere yoga pratiğine geçtiğinde sınıftan çıkmak zorunda kaldım ve bir yarım saati tuvalette kusarak geçirdikten sonra Nefess yoganın koltuklarında önce Elif'in şifalı ellerinden reiki alıp ardından uyudum (buradan Elif'e çok teşekkürler :) ve seansın devamına maalesef katılamadım. Bu kadar zaman bekleyipte böyle bir durum yaşamış olmak başta beni kendime karşı sinirlendirdi ancak dedim ki demek ki böyle olmalıymış, hayırlısı buymuş ve elimden gelen hiç bir şey yoktu ki tam tersini yapayım. Bende bu durumu kabul edip biraz kendime geldikten sonra ikinci seansa da henüz vakit var diye dışarıya hava almaya çıktım. Cüzdanımla çantam sınıfta kaldığından ve ders devam ettiğinden bölmek istemediğim için sınıfa girmedim. Cep telefonum yanımdaydı ve telefonumda yüklü olan Starbucks uygulaması, hemen yakınımda Starbucks olması beni tabiki de Starbucks'a götürdü. Belki gluten dokundu diye düşünüp çok aç hissettiğimden de glutensiz bir sandviç bulup onun ekmeğini yemeye karar verdim. Girişe yakın bir yere oturdum. Bir kaç dakika sonra kapıdan yaklaşık 2 senedir küs olduğum, ara ara aklıma takılan, benim için geçmişte önemli olan eski bir arkadaşım girdi. Göz göze gelmesekte birbirimizi gördük. Konuşmadık. O yanında geldiği birisiyle bir şeyler alıp dışarıya geçti. Sonra aklım bu garip karşılaşmaya takıldı. Sabah yediklerimden midem bozulmasa hala derste olacak ve bu karşılaşmayı yaşamayacaktım. Neden olmuştu bu? Bilmiyorum. Belki de hiç bilmeyeceğim. Bilmek zorunda da değilim. Sadece olması gerekiyormuş buraya yazmam gerekiyormuş. 

Derken ikinci seans bir kaç saat sonra başladı. Somatik meditasyondu konumuz. Godfrey, somatik meditasyonda bedendeki duyumlara yönelmemizi ve zihni herhangi bir şeye odaklanmaya ''zorlamadan'' yalnızca ve yalnızca olanı izlemek üzere davet etmemiz konusunda bizi yönlendirdi. Davet etmek ne demektir diye de açıkladı. Mesela yakın bir arkadaşınız sizi düğününe davet ediyor. Ancak siz gitmek istemiyorsunuz. Sonra düğün günü geliyor ve gitmiyorsunuz. Arkadaşınız size kızıyor. Bu bir davet değildir. Bir taleptir. Bir emirdir. Zihninizi davet edin ve ona emir vermeyin dedi. Zihninizin kendini olduğu gibi ifade etmesine izin verin diye de ekledi. Bu meditasyonda kendimi çok özgürleşmiş hissettim. Bedendeki duyumlara David'le Mindfulness eğitiminde odaklanmış çok keyif almıştım. Bu sefer zihnide olduğu haliyle bırakmak, nefese veya başka bir şeye odaklamadan onunla olduğu haliyle kalmak bedenimden daha çok keyif almamı sağladı. Ancak tüm bunlardan öte asıl ne önemli biliyor musunuz? Hocanın enerjisi, hamuru önemli olan. Godfrey gördüğüm en sevgi dolu ve neşe sahibi hocalardan biri. Onun bu açıklık ve sevgi alanı, oluşturduğu alana ve içinde olan kişilere de yansıyor. Onun sözlerinin çok ötesinde bir şey bu. O yüzden kelimelere fazla aldanmamak lazım. Hocanızı seçerken, ne söylediğine, ne kadar eğitim aldığına, ne kadar önemli yerlerde bulunduğuna değil size ne hissettirdiğine, ne kadar hakiki ve kendi gibi olduğuna, nasıl bir alan oluşturduğuna bakın derim. Bunun önemi gerçekten çok daha fazla. Ve bu gibi değerler, yani bu sevgi, açıklık, şefkat alanı eğitimle olacak bir şey değil. İnsanın kendiyle çalışarak oluşturduğu veya Allah vergisi bir şey. Yani sonuç olarak somatik meditasyonda bedenin keşfine, zihnin serbestliğine açılan bir alan var. Ve insan görüyorki beden dolu dolu bir haz kaynağı. Nefesin akışını hissetmek, gövdenin sıcaklığı, avuç içlerinin sıcaklığını dinlemek gibi örnekler hepsi o kadar keyifli ve o kadar her yerde uygulanabilir ki bunca zamandır niye yapmıyorum diye hayıflanıyor insan. 

Yoruldum yazmaktan :) ikinci günü de yakında yazacağım. İkinci güne neyseki tam olarak katılabildim ve çok içime işleyen bir gün oldu. Anlatacağım buradan olabildiğince.

Sevgiler 
Şeyda

CONVERSATION

0 yorum:

Yukarı
Git