Gölgemizle Yüzleşmek - 1 (Shadow Work)



Bu yazı 27-29 Nisan 2018 tarihlerinde terapist Theodore Kyriakos'un eğitiminden aldığım

bilgileri ve deneyimlerimi içermektedir.


Ne zamandır duyduğum bir çalışmaydı Shadow work.

Ara ara karşıma farklı kişilerin sözcükleriyle kendini

bana bir gösterip bir çekiliyordu. Aklımın bir ucunda

kalmış. Yanında biraz da merak. Tam da boş olduğum

bir haftasonunda Theo'nun Shadow work çalışmasında kendimi buldum.



Farkındalık dediğimiz şey, bir örümcek ağı gibi ya da

bir dantel gibi. Ufak ufak işleniyor. Çook büyük aydın-

lanmalar olmak zorunda değil. Ufacık, minicik bir şey,

dışarıda ki hayatımıza daha büyük bir şekilde

yansıyabiliyor. Amaç, bir kapının olduğunu ve onu

biraz biraz aralayabileceğimizi bilmek ve kapıyı

aralamaya kararlı olmak bence.

Bu anlamda Theo'nun çalışması bende kapıyı araladı

diyebilirim.

Benliğimizde gölge olarak tanımladıkları şey,

kendimizde karşılaşmak istemediğimiz, bastırdığımız,

yüzleşmekten kaçındığımız yanlarımız.


Örnek olarak dışlanmışlık, değersizlik duyguları,

yalnızlık korkularımız olabilir. Tüm bunların adı gölge olarak

adlandırılabiliyor. Yani aslında gerçeği yansıtmayan ama

hayat hikayemizin bir yerinde inanıp içselleştirdiğimiz inançlar

olabiliyor.


Düşünün ki karanlık bir odada bir mumun önünde

elinizle şekiller yaparak duvara gölge oyunu

oynuyorsunuz ve duvarda köpek şekli çıkıyor.

Nasıl ki duvardaki yansıma gerçek köpek değilse,

gölgelerimiz de aynı şekilde gerçekliği yansıtmayan,

geçmiş hikayelerin bugün tekrar oynanması.



Hayat içerisinde de bu gölge nitelikler tetikleyici bir olayla

beraber uyanıp mağaralarından çıkınca asıl problem orada

başlıyor.Ve bu durum hem ilişkilerimizi zedeleyip hem

de hayat kalitemizi düşürebiliyor. Theo'nun çalışması da bizlere bu inançlarımızı farkettirmeye yönelikti. İlişkilerimiz içerisinde genel olarak bir üçgen içerisinde döndüğümüzden, 3 farklı role büründüğümüzden bahsetti Theo.


Bu üçgenin adı da Drama Üçgeni. İnternette biraz araştırdım, Drama üçgeni aslında oldukça meşhurmuş. Stephen Karpman adlı bir psikoloğun oluşturduğu bir kavram. Stephen Karpman ise psikolog ve transeksiyonel analizin babası olan Eric Berne'nin öğrencisi. İnternette bu konuda çok iyi kaynaklar var bende yazımın sonunda paylaşacağım.


Drama üçgeni aşağıdaki haliyle 3 rolden oluşuyor demiştim. Bu roller sırasıyla,Suçlayıcı, Kurban ve Kurtarıcı. Kişi eğer bu üçgen içerisindeyse bu üç role ilişkinin dinamiğine göre girip çıkıyor. Üç rolde, rollerini sürdürebilmek için birbirine bağımlı halde. Biri olmadan diğeri var olamıyor ve bu nedenle ilişki içindeyken birbirlerini bu rollerde tutmayı destekleyecek davranışlarda bulunuyorlar.


Şimdi bu rollerden Kurtarıcı rolünü bu yazıda açıklayacağım, diğer iki rolü ise birer birer gelecek hafta yazacağım.


Kurtarıcı Rolü


Anne arketipinde- kadın olmak anlamında değil-yani devamlı annelik yapan bir rolde olmak denilebilir. Cümleleri ise genelde şöyle;


''Bunu senin için yapacağım.''

''Bırak sana yardım edeyim. Bu benim görevim.''

''Bana bırak ben hallederim.''


Bu rol, karşı tarafa yardımcı olamadığında kendini suçlu hissediyor. Kendi ilişkilerimizde düşününce belki eşimize, sevgilimize, çocuklarımıza veya çok sevip de daha iyi olmasını istediğimiz kişilere böyle davranıyor olabilir miyiz?


Bu rolün omuzlarında büyük bir yük var. Devamlı diğerini daha iyi yapmaya çalışmak oldukça yorucu. Bir de üzerine karşı tarafı da güçsüzleştirip, kurban rolüne girmesine neden oluyor.


Theo'nun deyişiyle


''Keeps victim dependent and disempowered.'' Türkçesi

''Kurbanı bağımlı ve yetkisiz tutar.''


Yani esasında üçgen içinde yer alan diğer rolü, kurban rolünü besleyen bir pozisyon. Böylece kurban kurban rolünde kalmaya devam ediyor. Kurtarıcıya ihtiyaç duymaya, onun gücünden yararlanmaya devam ederken kendisi güçsüz kalmaya devam ediyor.


Bunlar size tanıdık geldiyse hemen kendinizi suçlamayın. Kendimize kızmak, değişimin önünde büyük bir engel oluşturuyor. Onun yerine nazik, şefkali ve yargısız bir farkındalık öneriliyor. Kendimize ''Evet kendimi bu rolde görüyorum, ve buna daha dikkat edip sağlıklı olanı yapmayı deneyeceğim, bu davranışımın ardındaki inancı anlamaya çalışacağım.'' diyebilmek değişimi destekleyen bir yer.


Bir de en önemlisi ''Gözlemlemek''.

Gözlemleme yeteneği meditasyonla veya Mindfulness uygulamaları ile gelişebilen bir özellik. Meditasyon yaptıkça, kendimizi gün içinde farketmek, ilişki içinde yakalamak daha kolaylaşıyor.


Peki bu rolde olduğumuzu farkettiysek nasıl çıkacağız?


Theo bu rol için bir meditasyon önerdi ve meditasyonda şu soruları sordu;


Hayatında hangi ilişkilerde kurtarıcı rolündesin?


En çok hangi kelimeleri kullanıyorsun?


Eğer bunları tespit edebilirsek ''kurtarıcı'' rolünün ardındaki inancı bulma şansımız olabilir.


Belki de inancımız karşı tarafın erken öleceğine dair bir korku olabilir. Veya yalnız kalma korkumuzla o kişiyi yakınımızda tutmaya çalışıyor olabiliriz. Ben kendimde bazen sevdiklerimin ölebileceği korkusunu yakalıyorum ki bu da yalnız kalma korkusuyla oldukça ilişkili. Eğer sevdiklerimi daha sağlıklı ve zinde tutarsam benimle uzun seneler boyunca yaşayabilirler diye düşünüyorum. Ama gerçekte geleceği kim biliyor ki :)


Bu rolden çıkmak için ise tabiki sihirli bir formül yok ancak niyet ve farkındalık üzerine çaba ekleyerek, içsel gözlemcimizi uyandırarak kendimizi daha sağlıklı bir yere çekmek mümkün;


  • Kendi sınırların hakkında bir netliğe kavuşmak- belki sınırlarımıza girildiği için karşı tarafı düzeltmek istiyor olabiliriz, ya da kendi sınırlarımızı bilmediğimizden üzerimize fazlasıyla yük alıyor olabiliriz, örneğin haftanın 7 akşamıda kendimizi bir arkadaşımıza adıyorsak bize vakit kalmıyor olabilir

  • Karşı tarafı besleyici ve güçlendirici bir tavır almak- yani her şeyi onun yerine yaparsak o kişi bize bağımlı ve kurban rolünde kalmaya devam edecektir. Bunun yerine kendi sorumluluğunu ona devretmek onu ve bizi güçlendirici olacaktır.

  • Karşı tarafın sınırlarına saygı duymak- onun da bir insan olduğunu, düzeltilmesi gereken, yanlış bir varlık olmadığını, onunda kendine göre sınırları ve saygı duyulması gereken ihtiyaçları olduğunu ancak her şeyden önce saygıyı hak eden bir hikayesi olduğunu kendimize hatırlatmak

Bu rol kendimizde olmayabilir illaki, çevremiz de bize bu şekilde davranan ve kurban rolüne girmemize neden olan sevdiklerimiz bunu farkında olmadan yapıyor olabilirler. Eğer bunu görüyorsak o zaman açık bir iletişimle, yargılamadan, şefkatle yaklaşmayı deneyerek onlara sınırlarınızı belirtmek, kendinizinde bunu yapabilecek kadar yeterli olduğunuzu hissettirmek iyi gelebilir. Ancak bence burada dikkat etmemiz gereken ince bir yerde, biz kurban rolünü oynuyorsak karşımızdaki bize farkında olmadan kurtarıcı rolünü üstlenmişte olabilir.


Siz değişmeye başladıkça ve bu rolü reddettikçe, kurtarıcı olmanıza alışmış olan kişiler genellikle tepkiyle yaklaşabilir bu değişiminize direnebilirler. Dönüşüm kolay değildir. Hem iç alanınız hem dış alanınız buna direnebilir ancak bu geçici bir evredir ve sabretmeyi gerektirir.

Şimdilik Kurtarıcı rolü için diyeceklerim bunlar. Kurtaracağımız tek kişi kendimiziz ;)

Gelecek hafta üçgenin bir diğer rolü, Kurban rolü ile devam edeceğim.

Bu konu hakkında daha fazla araştırmak isteyenler için Karpman'ın ve Theo'nun web sitelerini buraya ekliyorum. Bana konu hakkında yazmak isterseniz deneyim ve yorumlarınızı bekliyor

https://www.karpmandramatriangle.com/index.html


http://theodorekyriakos.com/hello-world/



Farkındalık dolu bir gün dileğiyle ...






188 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör